Cumhuriyet Oteli

Editör tarih Nis 15, 2016 | Yorum yok

Fransız antropolog Marc Augé, “Yer-Olmayanlar: Süpermodernitenin Antropolojisine Giriş” isimli makalesinde ve aynı isimli kitabında, ‘yok-yer veya yok-mekan’ dan bahsetmektedir.

Auge’nin tarifine göre anıların biriktirilemediği, mekanın kişiselleştirilemediği, kendileştirilemediği yerler yok mekanlardır. İnsanlar buradan gelip geçerler, tarihsellikten bahsedilemez, ıssızdırlar. Mekan, bir yerin üç boyutlu bir tasarımın ötesinde sezgisel olarak ve duygusal olarak ‘yaşanılan’ yerdir. Bir karakteri, özgünlüğü, hissedilişi vardır. Ancak yok mekan bunlardan yoksun kuru bir duyguyu ifade eder.[1]

Augé, kavramı ortaya koyarken otobanları, alışveriş merkezlerini, havalimanlarını ve otel odalarını örnek verir. Otellerin kuralları vardır. Odaların tasarımı, eşyaların konumlanışı bellidir, kendi düzenini kuramazsınız, kişiselleştiremezsiniz. Orada size ait bir şey kuramaz, geçip gidersiniz. Çeşitli talimatlar ile de düzen korunmaktadır.

cumhuriyet-oteli1

Yavuz Turgul’un Eşkiya(1996) filminde Eşkiya Baran’ın yolu işte bu yok mekana düşmüştür.Kendisinin düzenle pek arası yoktur. Ağanın düzenine baş kaldırmış hatta adamlarına kurşunu basmıştır. Bu yüzden mahpusa düşmüş içeride bir ciğerini vermiş ancak ölmemiştir. Çocukluk aşkını son bir kez görmek için ölmemiştir. Öğrendiğine göre çocukluk aşkı Keje İstanbul’dadır. Zaten doğduğu topraklar da sular altında kalmıştır. Kadere boyun eğer yollara düşer. Cumali’yle kesişir yolu, bir oğlu olsaydı onun yaşında olacak olan Cumali’yle.

İstanbul’da anılar biriktirilemez denilen mekanı, bir otel odasını, mesken tutar. Cumali’nin ‘Tarlabaşı’nın en ucuzu oteli’ dediği yerdir burası: Cumhuriyet Oteli…

Karakterleri tanımaya başlarız.

Hukuk mektebini birincilikle bitirmesine karşın sinemayı seçen diplomat ailenin ‘düşmüş’ çocuğu
Sürekli Kızılların memleketinden bahseden ama yine de onlardan nefret Andref Miskin..
Otelin yazıhanesine bakan ‘hassas’, ‘kırılgan’ Kız Naci.
Bedenini bir ‘pezevenge’ nam-ı diğer Jilet Cemal’e esir etmek zorunda kalan bir kadın ve onun masumiyet saçan ufaklığı Hakan…
Ve kaybedenler kulübünün son elemanı Eşkiya Baran dahil olur bu ekibe.
Cumhuriyet oteli, odalarından çatısına, lobisinden kapı önüne çeşitli yaşamların mekanıdır
Anılar birikir, odalar kişiselleşir,mekan tarihselleşir

Otelin çatısını ilk gördüğünde Eşkiya Baran büyülenir. Baktığı her yer ona Cudi’nin tepesinde olduğu hissini uyandırır. Oradan baktığında tıpkı geldiği yere benzer ‘dağlar,ovalar’ görür. Öyle bağ kurar otel ile yaşadığı coğrafya arasında. Odasında çamaşır leğeninde kendi çamaşırlarını yıkar. Lobisinde televizyon izlerken İstanbul’a geliş amacı olan ve hesaplaşacağı Berfo’yu TV’de görür. Televizyon başında akşam haberlerini izleyen bir aile fotoğrafını hatırlatarak.

cumhuriyet-oteli2

Cumali en çok istediği şeyi otel odasının gizliliğinde ve mahremiyetinde yaşar. Tutkuyla sevdiği kadınla otel odasında birbirlerinin olur. Otel onun son anlarına da ev sahipliği yapar. Bulaştığı mafya otelin sokağında vururfakat o ölmek için çatıya çıkar ve son nefesini orada verir. Hem otele sığınır hem de orayı bir çeşit kutsar son yolculuk yeri olarak. Musalla taşına döner Cumali için. Son anında sadece, yaşasaydı babası yaşında olacak olan Eşkiya Baran, vardır. “Korkma sadece toprağa gideceksin diye uğurlar” son yolculuğuna

Bir sabah otel uyanır ve koskoca diplomat çocuğunun intihar etmiş bedeni otelin önünden belediye ambulansına yerleştirilir. Seyirci onu geceleyin odasında yağlı urganı boğazından geçirirken görecektir.

Diğer odada Kızılları sevmeyen Andre Mişkin santranç oynamaktadır. Bir hamleyi kendisi için diğer hamleyi olmayan rakibi için yapar.
Kötü adamların kötülüklerine bilenerek bir çocuk otelin katlarında büyümektedir. Olan bitenleri çocuk aklınca anlamaya çalışarak.
Yüzü bir tek Eşkiya Baran, ona hediye aldığında güler ve Eşkiya Baran’ın kötü adamları vuracağını çocuk aklıyla umarak. Otelin çatısında zor ve acımasız koşulların içinde ona masal gibi gelecek Eşkiya’nın 35 sene önceki maceralarını dinler. Bir dede torun sıcaklığı hissedilir.

Cumhuriyet oteli filmin hep kalbindedir. Tehlike anlarında dağılınıp orada buluşulur. Hem karakterlerin hem de biz seyircinin her durumda aklımıza ilk gelen ‘yer’idir. Belki de oradaki hayatın tapoğrafyasına dönüşür. Acılar- mutluluklar, karşıt ve karmaşık duygular, ilk ve son şeyler hep orada yaşanır.

Ve böylece, anılar biriktirilemez denilen ıssız mekan otel odaları Türk sinemasının anlatımında bir aile ortamına dönüşür. Mekanik duygusu yaşamın renkliliğine evrilir. Hüzünlü de olsa, canımızı da yaksa bir çok ‘fert’inin hikayesine ev sahipliği yapar. Cumhuriyet oteli Fransız antropoloğun yersizlik yurtsuzluk mekanı olarak örneklediği otel odalarını bu anlatımıyla yanlışlar.


İdris Akın

KAYNAKÇA
[1]Augé, Marc, Non-Places: Introduction to an Anthropology of Supermodernity, çev. John Howe, Verso, New York, Londra, 1995’den aktaran Bala, Havva Alkan, Mimarlıkta “Non-lieu” Kavramı ve Terminal, çevrimiçi ‘http://www.boyutpedia.com/2456/69627/mimarlikta-%E2%80%9Cnon-lieu%E2%80%9D-kavrami-ve-terminal’ 14 Ekim 2015

error: Content is protected !!